Yayınlanmamış Notlar, Haziran, 2018
Geçtiğimiz hafta Gökcan Demirkazık’ın Dorian Batycka’nın Hyperallergic’de yayımlanan makalesi üzerine Facebook’da kaleme aldığı açık mektup dalga dalga yayılırken Kültiğin Kağan Akbulut’un Gazete Duvar’da çıkan “İstanbul Modern’den ümidi kesmeli miyiz?” yazısı rüzgâra salındı. Bu simetrisizlik üzerine ne kadar çok şey yazılabilir. Gökcan’ın mektubunun, zamanında Thomas McEvilley’nin Kirk Varnedoe ve Bill Rubin’i “inlerine kovaladığı” epik atışma seviyesinde olduğu aşikar, sürekli tekrarlanan münasebetsizliklere hakiki, hatta tarihi bir ders verdi. Böylesine net biçimde tarif edilmemesine rağmen benzer hisleri taşıyan çok kişiyi de rahatlattı. Gökcan’ın yazısında nefeslerini buldular. Ama aynı zamanda –ki bu kısmen yazının tetiklediği bir duruş– “dekolonyal” bir “biz” de oluşturdu. Bu “biz” –yani karşınızdaki “siz” olarak tanımlamaktan ötürü oluşan bir özne– transnasyonel olsa dahi tepkilerde yerel bir kümelenme hissettim. Kendimi de bu kümelenmenin içinde gördüm. Peki, yereldeki öteki yazı, İstanbul Modern üzerine olan, neden geçiştirildi? Neden eleştiri ötesine bırakıldı? Kurumları kendi hallerine, kritik ötesine taşımanın zararı hesaplanamaz derecede büyük. İstanbul Modern’in kâle alınmadığını sanmıyor ama ne denli ciddiye alındığını bilemiyor olsam da ekolojinin bir ögesi olmasını tercih ederim. Zamanımızda sanatın tam da ne olmadığı ne olmaması gerektiğine örnek, %1 sınıfına büyük ebatlı mücevher tadında şeyler yapan sanatçı Tony Cragg sergisi var. 1980’lerin ortasında olsak anlayacağım, zamanın işareti olarak izleyebilirdik ve 1994’te bir işini sergilemiştim ama bu zamanda bu işlerin ifade ettiği ortamın da üretimin kendisinin de içi geçmiş. Buna ortak olmak ise taşralı bir geç kalmışlığın son 15 yıldır bitip tükenmeyen tezahürlerinden biri. Güçlü ve varlıklı taşralıyla eski merkezin içi geçmiş üretim yapıları arasında açık ve net kolonyal bir ilişki var. Zevk olarak başkalarının zevkini yeğliyor olabilirler buna diyeceğim yok. Ama İstanbul Modern’in bu ilişkilere teşne olması iç kapatıcı. Açılış gününde önünden geçiyordum, cadde boydan boya kapatılmış, dört elektronik güvenlik kapısı yol üzerine yerleştirilmiş, ortalık sivil ve üniformalı polis kaynıyordu. İçim acıdı.