Bülent Şangar

Artoteek Den Haag Broşürü (1999)

Pencere önü, ev ile sokak, içerisi ile kamusal alan arasındaki yerdir. Pencere önü aynı zamanda, tül perdenin çizdiği, aşılamayan bir sınırı ifade eder. Görüş tek yönlü, içeriden dışarıya doğrudur. Tül perde geleneksel kültürdeki kafes pencerenin yerine almıştır. Ev örtüye girmiştir. Bundan iki yıl önce Ramallah’ta bir çamur deryasını aşıp, henüz bitmemiş ve biteceği de şüpheli olan bir binada, tertemiz, yerlerine boydan boya halılar serili bir evdeydim. Kapının önünde, malum, boy boy ayakkabılar diziliydi. Kimseye ait olmayan sokak ile sahiplenilmiş ev arasındaki bu aykırılık Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz’in ortak özelliğidir. Eve girerken çıkarılan ayakkabı, sokağın pisliğini geride bırakmaktan ayrı bir işaret yüklenir; ev, cami gibi, dışarının izlerinin içeri alınmadığı kutsal bir alandır. Sokakla ev arasındaki yırtılma içinde ev, radikal bir tutuculuğun, içselleşmiş geleneğin en katı şekilde direndiği yer hâline gelir. Pencere ise aradaki alandır. Bekleyişler, seyahat etme arzusu, evdeki şiddetten sekanslar, milliyetçi bir coğrafya çizme… Kurban Bayramı geldiğinde megalopolis koca bir mezbahaya dönüşür, kan kokusu mahalleleri sarar. Âdet gereği hayvanın kanının toprağa akması gerekir ama şehirde toprak parçası bulmak kolay iş değildir. Kurbanlıklar yolların kenarında, boş arazilerde pazarlanır, kesilir, bölüşülür. İki uyuşmaz görüntü yan yanadır: Devasa binalarıyla koca şehir ve geleneksel kültürün kendini yeniden ve yeniden üretmesi. The Suitors [Talipler] adlı filmde İranlı göçmenler New York’taki apartman dairelerinde, banyo küvetinde kurban keserler. Kan döşemeden alt kata sızınca polis timi içeride teröristler var diye evi basar ve İranlılardan birini vurarak öldürür. Öldürülen İranlının genç ve güzel karısı, geleneğe göre onunla evlenmesi gereken (mirasa göz diken) akrabalardan sıvışmanın yolunu, kendini bir çantada uzaklara postalamakta bulur.

Bülent Şangar şehirliliğin tüm beklentilerini çürütüp, şehri geleneğin tuhaf karışımlarına tabi tutan kültürlere yeniden bakar. Bu, dinamik, öncül bir şehirlilik fikriyle anlaşılamaz.