Bedri Baykam, Katalog, 1991
Sahtekarlık: Bozkırda öğleden sonra, Ankara – İstanbul yolu. Yazılmamış bir yazının düşü. Kulaklıklarımdan John Cale ve Lou Reed’in, Warhol’a yazdıkları Songs for Drella geliyor. Velvet Underground günleri, Brillo Kutuları, ve sahteler üzerine bir plak. Yol: Reklam tabelaları, petrol ilanları, Seoul Oteli, floresan minareler. Hüseyin’in (Alptekin) yazdığı bir yazının içinden, onun gözleriyle dışarıya bakıyor, hayatı başkalarının ağzından kuruyorum.
Bilkent: Bir grup öğrenciyle gelişen proje, ikiye iki metre gripin, lido kürdanları, fay, ma-bel sakızı, kosmos sigarası paketleri boyanıyor. Vahap Avşar atölyede Marlboro kovboylarını yeniden tasarlıyor, kenarda Atatürk büstlerinden boyanmış Atatürk resimleri. Wim Wenders’in Im Lauf der Zeit’ında kesişen kaderler Jim Jarmusch’un son üç filminde yeniden kesişiyor.
Bedri: “This has been done before”, Ankara’nın ortasında bir Osmanlı Camii, Kocatepe. Gece barda gençler canla başla İngiliz post-punk. Saatim her saati gösteriyor. Delacroix’nın Hürriyet Halka Yol gösteriyor resmi. Devlet sergilerinde Zeki Faik İzer’in o resmin Kurtuluş Savaşı versiyonu. Bilkentten mezun bir ressam ofise geliyor. “Manet’nin “Kırda Piknik” resmini yeniden yapmak istiyorum.” Hangi resmi? Manet’in Rafael’in kaybolan bir resminden, Raimondi’nin yaptığı bir gravürüyle Giorgione’nin “Fête Champetre” resmini kesiştirdiği o resmi mi? Yoksa yıllar sonra Bow Wow Wow’un plak kapağında fotoğraf olarak yeniden beliren resmi mi, yoksa Alain Jacquet’nin yıllardır yeniden yaptığı aynı Manet resmini mi? This has been done before. Roy Lichtenstein: “Hangi kopyayı yapacağıma karar verdikten sonra resmi baş aşağı çevirip boyuyorum.” Boş tuval: Önce hangi desen, nereden başlasam boyaya, şuraya ne gelmeli? Hopper dört kez, Balthus üç kez, Delacroix, David, Manet birer kez. Bir de kendi resmini yeniden.
Hopper ve Balthus’un yerleri ayrı. Hopper’in mutlak boşlukları, anonim ve sahipsiz alanları; otel odaları, sinema içleri, barlar, benzin istasyonları. Yıllarca ve hala, Hopper’lar önün- de dile dökülemeyen, başka bir iletişim alanına aktarılmayan, indirgenemeyen bir halde kaldım. Bedri de Hopper’lar üzerinden kendi resmini yapıyor, mütekabiliyet olmadan. Balthus daha didaktik ve toplu. Bedri, benden daha voyörist olduğu için daha da Balthus’çü. Bu resimler zaten voyörizmin bir uzanımı değil mi? Göz önünde üretilen bir görüntü bir voyörizm egzersizi. Eric Fischl’in Hopper’i yeniden tedavüle sokması, Balthus’ün resmiyle Fischl’in Kötü Çocuk resmi arasındaki voyöristik ilişki. Çıplak kadına bakan çocuk, kadın çocuğun annesi ve çocuğun gizlice cüzdana giren eli, vajinal deplasmanla Balthus’de cücenin voyörizme açtığı perde. Bedri: Bu benim resmim, bir başka resim üzerinden, üsluplar özetleyerek. Stag at Sharkey’s’deki bu kadın ve adama detaylanıyorum, önceden yaptığım bir kadının resminde o kadın var.
Çocukluğunda yaptığı bir resmi yeniden yapıyor. “Yaratıcı” bir sanatçı iken yaptığı bir resim bu. Eskiden kendisi olan bir çocuğun bedeni üzerinde bir egzersiz.
David, Delacroix, Manet. Avrupa sanatının temel taşları. 1784, 1830, 1863. Bunlar, Bedri’nin özel müzesinden Avignon Bayanları, Ingres’in Hamamı, De Chirico’lar.
Sahtekarlık ne postmodernitenin kendine kapattığı bir alan, ne de tarihin sonunda geçmişin hür bir yeniden eşelenmesi. Bedri’nin özel müzesi o resimlerin piç ve canavarımsı çocukları, hatalı dölleri. Horatii’lerin solundan giren banalleşen Fransa renkleri. Devlet; kardeşleri, kayınları birbirine kırdıran ihtilal.
Delacroix’nın tutumlu ve eksiksiz resmi. Delacroix’nın gösterdiği devrim anının soyut, sınıflar arası, yaşlar arası birlikteliği bu kez parçalanıyor. Resmin alanından yırtan senkop beden.
Olympia: Giorgione/Tiziano’nun venüs ve diğer kutsal çıplaklardan yaratılmış bir diğer piçti. Her bakışı geri çeviren, voyörizmi duraklatan bu fahişeyi Bedri yeniden yapıyor. Bu kez boyanın arzusu tuvalde sabitlenirken, bakanın arzusu boşlukta kalıyor. Bu da Rauschenberg’in bir performansında canlı olarak belirmesine kadar çok sahteli, baştan sahte bir resim.
Sahtekarlık: Ankara’dan, cahil azınlıktan Bizans’a doğru yoldayım. Sahte resimler için sahte bir yazı kurarken “This has been done before”‘u, eleştiriyi silahsızlandıran bu önerme üzerine düşünüyorum. This/bu nedir? Bu resim, bu yazı, bu söz? Öznesi ve nesnesi olmayan bir önerme, kimin önermesi? Anıtkabir örneğin, hangi sahtelerden geliyor, döneminin ve eskisinin hangi sahtelerinden, neoklasik, klasik, tüm görkemiyle neden tepede, neden akropol?
Bedri klasikleri kendi resimleri üzerinden izliyor ve egzersize tabi tutuyor ve piçlerini yaratıyor. Başka bir yerde Modigliani’nin Gabon maskelerinden, Rafael bir antik mezardan, kendi izlerini izleyerek, geçtiği yollardaki ayak izlerini silerek yaptığı resimler. “Yaratıcılık” kendi süreçlerini gizlemekten başka neydi zaten? Tanrıların süreçlerini kim bilebilir ki?